|
|
|
|
|
Letsgodigital ailesi CeBIT Bilisim Eurasia fuarından sonra İstanbul’da kısa bir gezinti imkanı yakaladı. Otelimizden bir taksiye atlayıp Sultanahmet meydanına yola çıktık. İlk ziyaret yerimiz Sultan Ahmet cami oldu. 1606 - 1616 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilmişti. İç mekanında kullanılan mavi ve beyaz İznik çinilerinin iç aydıtlamasına kattığı hava ile cami “Blue Mosque” olarak ta meşhurdur. Cami içinde halıların üzerinde oturup sessiz bir halde düşünen ve ibadet eden kimseler açısından gizemli bir atmosfer ilgi çekicidir. Dışında özellikle turizm sezonunda akşam vakitlerinde eğlendirici ve bilgilendici ışık ve ses şovları yapılmaktadır. Oradan yürüyerek, tüm zamanların en mükemmel mimarisi olan Ayasofya müzesine geçiyoruz. “Constantine the Great” tarafından yaptırılan bina 6. yy da “Justinian” tarafından yeniden yaptırıldı. Bu engin mimaride dolaşırken haşmetli yüceliği içimize çektik, Bizans mozaiklerine hayran kaldık. Yavaş yavaş, camilerin arka sağ taraflarında kalan Kapalıçarşı’ya doğru yürüdük. Pazar günü olduğu için çarşı kapalı idi. Kapalı çarşı doğu kültürüne ait bir atmosfer taşır içinde, küçük dükkanlar arasında dolaşmak bir hayli zordur. İşte yürüyoruz! Sultanahmet caddeleri... Gördüklerimiz tipik mısır satıcıları, oynayan ve bir şeyler satan küçük çocuklar, renkli insanlar ve boğaz. Manzara unutulmayacak kadar güzel, balık kokusu, tekneler barbeküler sizin aç olduğunuz hissini uyandırıyor. Ve çevreden gelen, hoş olmayan sesler. Asya ve Avrupa arasında yer alan İstanbul Boğazı sessizce akıyor. Hiç bir şeyden etkilenmeden, sadece kendince. Üzerinden geçen büyük gemilerden bile rahatsız olmadan.
|
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
|
|
İşte akşam vakti... Letsgodigital ailesi Avrupa ile Asyanın birbirine bağlandığı bir noktada yer alan Kız Kulesin’de akşam yemeği için davetli. Küçük bir tekne bizi oraya götürüyor. Ve bizler Kız Kulesine dair sayısız hikaye dinliyoruz. Hero ve Leandros’a ait kederli hikayeler. Hero, hiç kimseye aşık olmayacağına söz verdiği Aphrodite’in bir rahibesi. Kulede inzivaya çekilir. Bir gün bir festivale katılmak için oradan ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Biribirlerine sonsuz ve gerçek bir bağ ile bağlanarak aşık olurlar. Leandros Hero’yu görmek için onun yaktığı bir meşale ışığı ile her akşam kuleye yüzmeye başlar. Trajik bir akşama kadar bu şekilde gizli görüşmeler devam eder, taki bir akşam şiddetli fırtınanın etkisiyle sönen meşale yüzünden Leandros boğazda boğulur. Onun öldüğünü duyan Hero da, gerçek aşkı ile tekrar bütünleşmek için kendini kuleden aşağı atar.
|
|
 |
 |
 |
|
|
Elbette gerçek hikaye farklıdır ama İstanbul’da olmaktan ve onun gizemli atmosferini hissetmekten ötürü biz bunu anlatmayı uygun bulduk. Ve herzaman olduğu gibi hoşçakal deme vakti geliyor ama bu nihai bir veda değil. Türk hava yolları biz Letsgodigital ailesini tekrar Hollanda’ya geri götürecek. CeBIT Bilisim Eurasia’a katıldık, İstanbul’un güzel yerlerini dolaştık, çok dost yanlısı insanlarla tanıştık, kısaca son derece faydalı bir ziyaret oldu. Uçaktan son bir bakış ve seyahat bitti. FAKAT Letsgodigital ailesi gelecek yıl tekrar orada olacak!
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|